![]() |
"Her ânı ayrı bir öykü olan yaşamla her sözcüğü ayrı bir öykü
|
ALPER AKÇAM, KURGU KÜLTÜR MERKEZİ'nde! 5.11.2009
Alper Akçam, 7 Kasım 2009 Cumartesi günü, saat 15:00'da, Kurgu Kültür Merkezi'nde yapılacak söyleşide son yapıtlarını paylaşıyor.
GEÇMİŞ, BİR ZAMANDI (Roman - varoşlardan Anadolu yaylasına, 12 Eylül öncesi Türkiye )
ANADOLU RÖNESANSI ESAS DURUŞTA ("Erken Cumhuriyet Dönemi" Kültür Eğitim Politikaları Eleştirileri Üzerine- Uluslaşma Sürecimiz)
KİEV'DE AŞK (2008 Yunus Nadi Öykü Ödülü)
Gençlik ve sınıf mücadelesinden doğa kavgasına;
nenelere, bibilere köylü amca ve dayılara armağan edilmiş romanda
Ankara varoşlarından Ardahan yaylalarına, 12 Eylül 1980 öncesi Türkiye toplumsal orkestrası...
İsteme Adresi: Abis Yayıncılık,
Menekşe 2. Sok. No: 28/5
06700 Çankaya / ANKARA
Tel: 0312 3843435
Alper Akçam, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Fethiye Şubesi konuk yazarı olarak, 1 Kasım 2009 Pazar günü, saat 9:00'da, Otel Aymes'te düzenlenen "Edebiyatımız ve Cumhuriyet Kültürü" konulu söyleşinin arkasından en son basılan kitaplarını imzalıyor.
10.FAKİR BAYKURT KÜLTÜR&SANAT ETKİNLİKLERİ 09.10.2009
Alper Akçam bu yıl 9-10-11 Ekim tarihlerinde Burdur'da düzenlenen, 10. Fakir Baykurt Kültür Sanat Günleri'nde.
KAPLUMBAĞALAR’DA KARNAVAL 17.09.2009
“Kaplumbağalar”, Köy Enstitülü yazarlardan Fakir Baykurt’un en önemli yapıtlarındandır. 1967 yılında ilk baskısı yapılmış olan roman 1962-1966 arasında dört yıllık bir süreçte yazılmıştır. Romanda, İç Anadolu’daki Alevi Tozak köylülerinin toplumsal sistem ve kıraç doğayla kavgalarının öyküsü yer almaktadır.
Köy Enstitülü yazarlardan Ümit Kaftancıoğlu’nun yapıtlarında daha da ayrıntısıyla izlediğimiz Alevi yaşam biçimi, Sünni inançlı köylerle karşılaştırıldığında, Şaman toplumuna ait öğelerin daha yoğun gözlenebileceği şenlikçi bir yapıdadır...
“YOZ DAVAR”DA GROTESK HALK KÜLTÜRÜ 04.09.2009
Hiçbir zaman saf, değişmez ve bütünlüklü olmayan, yönetici erkin tekil söylemlerinden de kaçınılmazca etkilenen halk kültürünün değişimci, yenileyici gücünün kaynağı onun “grotesk” özelliği ile ilgilidir.
Kültürbilimcilere göre, Orta Çağ’ın kapanışından sonra üstkültürde kendisini yeterince gösterme olanağı bulmuş grotesk halk kültürü, tuhaflıkları, karşıtlıkları bir araya getirir, korkunun yerine gülmeceyi öne çıkarır, tüm tekil dilli iktidar bildirimlerinin karşısına yıkıcı bir muhalefetle çıkar...
YENİ ÖYKÜ - HAYDUT 19.08.2009
Hayvan sevgisinden söz açıldığında, her zaman köpeklere öncelik tanımış olduğumu tüm dostlarım bilir. Kedi sevenler de çoktur aramızda. Onlara karşı köpekleri savunurken köpeğin sadakatinden, sahibine bağlılık duygusunun güçlülüğünden, sevgisinin içtenliğinden söz eder, evinde kedi besleyen tanıdıklarımla amansız kavgalara girişirim.
BAHADIN ŞENLİĞİ'nde 18.07.2009
Alper Akçam 2 Ağustos Pazar günü, Belediye Konferans Salonu'nda, saat 16:30'da başlayacak söyleşide Yozgat-Bahadın Şenliği'nde yer alacak.
GERZE KÜLTÜR SANAT FESTİVALİ'nde 18.07.2009
Alper Akçam 18 Temmuz Cumartesi günü, Gerze Kültür Sanat Festivali'nde yer alacak.
ARDAHAN'IN NEYİ EKSİK? 18.07.2009
Ardahanlılar’a soracağınız “Ardahan’ın neyi eksik” sorusuna verilecek yanıtları toplamaya kalkarsanız, birbirinden çok farklı yüzlerce yanıt karşısında şaşkına döneceğinize emin olabilirsiniz. Bu sorunun yanıtları arasındaki ayrımlar ve çeşitlilik de, Ardahan’ın en büyük sorununa işaret edecektir zaten: Bilinçli Kamuoyu Yoksunluğu…
KARAKOL KORKUSU 28.05.2009
Tren penceresinden akıp akıp gidiyor gece; siyah sesler ve uzak yıldızlarla.
“Takkıdı tukkudu”…
Akıp giden gecenin içindeyim. Trenin kapkara isli vagonlarıyla, kirli pencerelerindeki zayıf sarı ışıklarıyla, bitkin insan sesleriyle, gecenin karanlığıyla birlikte akıyorum.
Sallana sallana gidiyor tren; “takkıdu tukkudu, takkıdı tukkudu”… Camdan içeri bakıyorum; tren sallantısına direnecek gücü kalmamış dizlerinin üzerinde durmaya çabalayan yorgun ve uykulu kalabalığa.
CEP TELEFONUMUZ VE TOPLUMSAL AHLÂKIMIZ 14.05.2009
Bir edebiyat dergisinde okumuştum sanırım. Çeviri bir yazıda, bir deneme yazarı cep telefonunun insanı kalabalıklar içinde nasıl çıplak bırakıverdiğini işliyordu. Yazara göre, olur olmaz yerlerde çalan telefona yanıt vermek ve konuşmak zorunda kalışımız, kimi gizlerimizi açığa çıkarıyor, sesimizi ve utancımızı çevremizdekilerden saklamaya çalışarak konuşmayı bitirmenin yollarını arıyorduk.
MARDİN KATLİAMI VE KÖY ENSTİTÜLERİ 10.05.2009
Mardin ilimize bağlı Bilge köyünde yaşanan ve tam 47 yurttaşımızın ölümüyle sonuçlanan insanlık dramıyla dünya kamuoyunun gündemine bir kez daha girmeyi başardık!
Hemen arkasından, günahsız çocukların, anne karnındaki bebeklerin bile kurtulamadığı bu toplu öldürümün nedenleri üzerine konuşmaya başladık. Saldırganların köy korucusu olması ve olayda devletin verdiği silahların kullanılması göz önüne alınarak koruculuk sistemi sorgulanmalı, hatta kaldırılmalı diyenler oldu...
ÜMİT KILIÇ’IN BIRAKTIĞI BOŞLUK… 20.04.2009
2008 Haziranı’nın 21’i… Çiçekler açmış Anadolu’nun çatısında. Ardahan baharla ilkyazı buluştururken, kır çiçekleriyle bezetmiş dağlarını. Sarıçam ormanlarına aşağı pus iniyor. Yaylalarda davul zurna sesleri; Çıldır gölünde berrak dağ suları çalkalanıyor.
Ah, gözünü sevdiğim umut, ah o mavi mineler gibi parlayan gözlerde yanıp sönen gülücükler… Neşenin, sevincin, Ümit’in Çıldırısın, Ardahanısın sen.
Dr. Alper Akçam, Ankara Tabip Odası'nda Köy Enstitüleri'ni anlatıyor. 14 Nisan 2009 Salı günü Ankara Tabip Odası'nın Mithatpaşa Cad. 62/18 adresteki lokalinde yapılacak söyleşide; Ankara Tabip Odası'na 1974 yılında üye olmuş, o yıllarda tabip odası çalışmalarına etkin olarak katılmış, Ankara Tabip Odası Bülteni (ATOB) ve daha sonra İzmir ve İstanbul Tabip Odası'nın katılımıyla TOB adlı ilk sürekli dergilerin çıkarılmasında yer almış, Türk Tabipleri Birliği çalışmalarında Ankara Tabip Odası'nı da temsil etmiş bir hekim olarak, son dönemde Köy Enstitüleri üzerine yaptığı araştırmayı ve tezlerini meslektaşları ile paylaşacak.
Söyleşi bitiminde Alper Akçam kitaplarını imzalayacak.
Alper Akçam, iki yıla yakın bir süredir üzerinde çalıştığı ANADOLU RÖNESANSI ESAS DURUŞTA adlı yapıtını 11 Nisan Cuma günü, saat 14:00'da, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda düzenlenen söyleşinin ardından okurları için imzalayacak.
Cumhuriyet Gazetesi, Ankara Bürosu
Adres: Ahmet Rasim Sokak No: 14, Çankaya
YAŞAMIN VE YAZININ CAN ALICI NOKTASI: YENİLEŞME VE DEĞİŞİM
Alper Akçam'ın "Anadolu Rönesansı Esas Duruşta" adlı kitabı tarihcil gelişimi, toplumbilimi, siyaseti ve edebiyatı da içine alan kapsamlı bir araştırmanın, kültürde süreklilik ve gelenekçi tavırlarıdan, eleştiriler ışığında Türkiye Cumuriyeti'ni uluslaşma sürecinde ele alan bir çalışması.
- Üç ana başlık altında topladığınız kitabınızda; I. Bölüm; "Erken Cumhuriyet Dönemi" Kültür ve Eğitim Politikalarına Eleştiriler, II. Bölüm; Eleştiriler Işığında Türkiye Cumhuriyeti Uluslaşma Sürecinin Kısa Tarihçesi ve "Erken cumhuriyet Dönemi" Kültür ve Eğitim Politikaları adlı kısımlardan oluşmakta. İlk olarak Kuranı Kerim'in Enfal Suresi 22. ayetini biraz açmanızı istiyorum ve bununla birlikte kitabınızı ithaf ettiğiniz "kırmızı saçlı taş yapılarına" diyerek nitelediğiniz Cilavuz Köy Enstitüsü'nü. Çünkü kitabın arka kapağında yoğun bir deneme dediğiniz ve kapsamlı bir incelemenin sonucu olan bir kitap, başlarken neden bu ayete gerek duydunuz?
- Bu ayet, insanın kendini ve yaşamı sorgulamaksızın kabulune karşı çıkan, insana aklını kullanmasını öğütleyen bir ayettir. Bu anlamda, günümüz için de çok büyük önemi vardır.
Cilavuz Köy Enstitüsü, benim tüm yaşamım boyunca memleketim Ardahan ile "Batıdaki Dünya" arasındaki geçiş yolu üzerinde bulunan bir simge olmuştur... Ben bugün çoğunlukla bakımsızlıktan harap olmuş, duvarları, çatıları yıkılmış, çocukluğumun o güzel yapılarına bakarken ülkemin tarihcil geçmişini , yaşanmış kültürel gelişmeleri izleme olanağı buluyorum. Okurlardan da benzer bir akıl yürütme ile bugün geldikleri yeri sorgulamalarını istiyorum belki de...
DÖRTLÜYÜ YAKMAK 06.03.2009
Sıkça karşılaştığımız bir tablodur anlatacağımız. İşlek bir sokağın ya da caddenin araç akışı birden tıkanıverir. Merak edip ileriye doğru bakarsınız. Bir araç dörtlü lambalarını yakmış, sokağın ya da caddenin geçilebilecek tek şeridini kapatmıştır. Çok olağanüstü bir durum olmalıdır diye düşünürsünüz…
Az sonra da olağanüstü ve ivedi durum aydınlanır! Dörtlüsünü yakıp yolu kapatmış sürücümüz yan taraftaki büfeden aldığı sigaranın naylon kapağını soyup yere savurarak otomobiline doğru ilerlemektedir. Otomobilini durdurduğu yerin on on beş metre ilerisinde ise aracını rahatça park edebileceği bir kaldırım kenarı olduğunu görürsünüz. Zahmet edip oraya bırakmamış, zahmet edip on on beş metre yürümeyi göze almamıştır beyimiz. Aracının dörtlüsünü yakarak kendine kuraldışı olma ayrıcalığı tanımıştır.
Alper Akçam’ın, iki yıla yakın bir süredir üzerinde çalıştığını söylediği ANADOLU RÖNESANSI ESAS DURUŞTA adlı yapıtı Arkadaş Yayınları tarafından basılarak piyasaya dağıtımı yapıldı.
Alper Akçam, özellikle genç kuşaklar için bir başucu belgeseli olmasını istediği yapıtında, “Erken Cumhuriyet Dönemi” kültür-eğitim politikalarına yöneltilmiş eleştiriler ışığında tarihcil süreci ayrıntılarıyla incelemiş.Kitabın arka kapak yazısı, içeriğiyle ilgili epeyce ipucu veren açıklamalar taşımakla birlikte, yüze yakın yapıtın kaynak olarak alındığı kitabın böylesi kısa notlarla tamamen anlatılabilmesi çok zor.
“Sivil demokrasi”, “sivil tarih” gibi kavramlar çevresinde dönüp duran ve çoğunluğu emperyal odaklar tarafından kışkırtılan kimi soyut tartışmalar, Alper Akçam’ın yeni kitabında karşılıklarını buluyor ve ülkemiz tarihi, siyaseti, kültür ve eğitim alanındaki boşluklar, akıcı bir anlatım ve özgün bir biçemle dolduruluyor.
Kitabı kendi adıyla internet ortamından sağlamak, ya da Arkadaş Yayınevi’nin ve 0312 3946270 numaralı telefonunu arayarak yazarından adınıza imzalı bir kitap edinmek mümkün…
BU KEZ OLMADI!... GÜMÜŞ BAŞARAMADI… 19.01.2009
Üç yıldır kış boyunca yalnız kalıyordu Ölçek’te… Ot yığınlarının içinde, komşu örtmelerinin kuytularında soğuktan ve kurtlardan korunup bahara çıkmayı başarıyordu.
Alçakgönüllüydü… Komşulara gönderilmiş iki çuval arpa unuyla, akıl edilip önüne yal yapılıp konursa, yarı buçuk karnını doyuruyor; umutla baharı bekliyordu…
ALPER AKÇAM'IN YENİ ÖYKÜSÜ 12.01.2009
BENİMKİ, Afrodisyas Sanat 13. Sayısında (Ocak- Şubat)
“Çay verelim mi abla?”
Onca sesin içinde, tepsisinde çay bardakları, bir elinde çaydanlıklar; gezgin çaycının sesi. Bir de sanki bilerek hep bardaktıngırtıları gibi oynak tutmaya çalıştığı kalçaları.
Nerden ablam oluyorum senin? Neredeyse babam yaşındasın.
ALPER AKÇAM TÜYAP ADANA KİTAP FUARINDA 30.12.2008
10-11 OCAK 2009 TUDEM YAYINLARI STANDI'nda!!!
11 OCAK 2009 PAZAR günü
Saat: 16.15 - 17.15 arası CUMHURİYET KİTAP STANDI'nda KİEV'DE AŞK kitabını imzalıyor...
“Rabelais’nin imgelerini daha çok halk kültürüyle ilişkileri içinde inceledik. İlgilendiğimiz şey, bu kültür ile resmi ortaçağ kültürü arasındaki temel mücadeleydi.” (Mihail Bahtin, Rabelais ve Dünyası, s 471)
Bahtin, Rabelais ve Dünyası adlı yapıtında, Rönesans ile halk kültürü arasındaki ilişkiyi Rabelais romanını kaynak alarak çözümler. Rabelais romanının Batı Rönesansı için çığır açıcı bir yeri olduğu bilinir. Rabelais’in açtığı yoldan Cervantes’ten Goethe ve Shakespeare’e diğer Rönesansçılar geçecektir.
2008 YUNUS NADİ ÖYKÜ ÖDÜLÜ; KİEV'DE AŞK 28.10.2008
1 KASIM 2008, Cumartesi, saat: 13.00-14.00
İSTANBUL TÜYAP
CUMHURİYET KİTAP'ta ALPER AKÇAM kitabını imzalıyor...
* Alper Akçam'ın 24 Ekim 2008'de, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde yapılan "Cumhuriyetimiz 75 Yaşında" Sempozyumdaki konuşma metnidir.
Halk kültürünü, toplumun seçkin kısmı dışında kalmış, insancıl kardeşlik ve merhamet duygularımızla kucaklamak istediğimiz bir kitleye ait olduğu için mi önemsiyoruz?
Ya da, Ziya Gökalp’in “hars” kavramıyla adlandırırken yaptığı gibi, bize ait, Türk milletine ve yaşadığımız toprakların özünü taşıma gücüne özgü bir kültür olduğu için mi değer veriyoruz?
Yoksa kültür ortamında, sanatta, yazında, kaygımız iletişim kolaylığı, anlaşılabilirlik, seçkin ve ağdalı dil yerine yalınlığı mı yeğleyelim istiyoruz?
10-11-12 Ekim 2008 günleri, Burdur'da kutlanacak olan, 9. Fakir Baykurt Kültür Sanat Günleri'nde Alper Akçam da yer alacaktır. Alper Akçam, Pazar günü yapacağı "Çağdaş Türk Edebiyatının Oluşmasında Halk Kültürünün Yansımaları" konulu söyleşi ile etkinliklere katkıda bulunacaktır.
* Sözcükler Dergisi, Kasım-Aralık 2008, 16. Sayı
Yahya Kemal’in yeni Türk edebiyatını Tevfik Fikret’le başlatması ve 1912 yılını Türk şiirinde Rönesans yılı olarak seçmiş olması şiirimizdeki yenidendoğuşun kapısını aralayan bir işaret taşı gibidir (Ahmet Hamdi Tanpınar, Mücevherin Sırrı, s 23-24.) Elbette “Rönesans” gibi çok genş kapsamlı bir değişimi bir tek yıl içerisine sığdırma çabası çok yerinde görülmeyecek olsa da, dönem şiirinde görülen biçimsel değişim, ülkenin geleceği açısından önemli toplumsal bir işlev de taşımaktadır.
ARINDIRILAN CUMHURİYET 08.08.2008
* Yeniden İmece Dergisi, 20. sayı
26 Temmuz 2008 tarihli Taraf Gazetesinin manşeti: “1923’te kuruldu, 2008’de arınıyor”… Arınan, ya da “arındırılan” kim?
Cumhuriyetimiz…
Taraf Gazetesi’nin yazdığı somut gerçekliğimizdir: Taraf’ın da taraf olduğu emperyalist odaklar ile bir şekilde o kervana katılmış sözde aydınlarımız, Cumhuriyet’imizi el ve güçbirliği ile iyiden, güzelden, doğrudan, onurlu duruştan, özgür düşünceden arındırma çabasına girmişlerdir!…












